TÜRKİYE CUMHURİYET(İ) MERKEZ BANKASI ÖZEL GÖRÜŞMELER / DÜŞÜNCELER...


Açıklama: Tespitler ve analizler ışığında bilgiler..
Kategori: Köşe Yazıları
Eklenme Tarihi: 03 ?ubat 2016
Geçerli Tarih: 24 Haziran 2024, 20:01
Site: Araştırmacı Yazar Hakan Yılmaz Çebi Web Sitesi
URL: http://www.hakanyilmazcebi.com/yazar.asp?yaziID=488


Aşağıda zahmet edip (!) okuyacağınız yazıdaki meremımı daha iyi anlatabilmek için öncelikle peşin peşin şu manidar ama pek manidar sözü paylaşayım istedim: 

Amschel Bauer Mayer:

 “Bir ulusun PARASININ DENETİMİ elimde olsun, onun KANUNLARINI KİMİN YAZDIĞINI umursamam artık." 

Şimdi kapağı hazırladığımıza göre; 
tencereye de malzemeleri koyup yavaş yavaş "kaynatalım" bakalım...
    ***
ASKERİ İSTİHBARATIN/özerk bir yapılanmasında çalışmış, hatta merhum  Abdullah ÇATLI'nın da yetiştirdiği ekipten olduğunu da ifade eden araştırmacı bir kardeşimiz aradı.. 

Ayrıca, yayınlanmış 10'dan fazla STRATEJİK ÖNEME sahip kitapları da var..

Telefondaki konuşmamıza, kitaplarımızdan alıntı yapmak istediğiyle ilgili bir nedenle giriş yaptılar .
Tabii, bu son derece iyi atılmış yoklamaya, aynı saflıkta cevap vermekte gecikmedim.. Ses tonlarımızın renklerinin turkuaz olmasından, kendileri de telefonda açık konuştular. 

 Dikkat ve rikkatlerimizi celp edecek  değerli bilgi paylaşımı oldu. 

Uygun bir zamanda buluşabileceğimizi söyledim...

***
"O gün" kü randevularımı birleştirip; "çakışmalardan ve çarpışmalardan" yeni bir renk, doku çıkarabilir miyim niyetiyle buluşmaları mı bir merkezde topladım..

 METAFİZİK-PARAPSİKOLOJİK ARAŞTIRMALARLAilgili bir yerde, diğer dostlarla birlikte bir araya geldik. İçimizde deneyimli bir Yarbay ve uzun yıllara dayalı tecrübeli bir Metafizik bakım ustası da vardı...

Sohbetin bir yerinde, namaza gidip geleceğimi söylediğimde; eski İstihbaratçı-Yazar arkadaş, samimiyetimize güvendiğinden olsa gerek açık sözlülüğünü esirgemeyerek:

"Şimdi anladım, sizin boyutsal alanınıza girip niye görüntü alamadığımı" dedi. 
Akabinde, 

-"Bir aydır uğraşıyorum, ilgili alanınıza giremiyorum, görüntü alamıyorum. Namaz kılıp abdestli gezdiğinizden olsa gerek..." diye ekledi. 

Getirdiğim yer, beklediğim gibi iyi denk düşmüş. Ben de pek çok kişinin sözde bu eğitimi alıp "Rahmani" dairede yaşamadıkları ve bu eğitimi "Rahmani" kişilerden almadıkları için nasıl kafayı sıyırıp, sistem dışı olduklarını anlatmaya çalıştım... 

Velayet dairesinde ve edebinde kalmayan metafiziğe girmesin, dünyası da ahıreti de hüsran olur..

Her neyse,
 o gün pek çok özel bilgi paylaşımızdan sonra, kardeşimizle uzun süre görüşemedik. 
Zaman zaman aradığında telefonlara çıkamayacak yerlerde veya durumlarda idim..
Geçenlerde yine aradılar, 
MERKEZ BANKASININ MİLLİLİĞİ/BAĞIMSIZLIĞI ile ilgili bir konu üzerinde çalıştığını söyledi. Ben de geçtiğimiz aylarda bununla ilgili gündem olduğunu konu finans konusu olduğu için uzmanlarına bıraktığı söyledim ki (neredeyse o yürekli, helal süt emmiş, Hakk'a tapan, Hakk'a adanmış uzmanlar...)

Öyle ya üzerinde çalıştığımız o kadar kalem konu var ki..

Merkez Bankası Başkanına, o meşhur sorunun yani "TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI"nda niyeaitlik eki olmadığını - TÜRKİYE CUMHURİYET(İ) MERKEZ BANKASI- sorup, akabinde de açıklanmayan yüzdelik oranların kimlerde olduğunu öğrenmek istemiş..
 Önce,
 - "Yok böyle bir şey" dedikten sonra,
"Bu konu seni aşar, başına iş açar" demiş.. 

Burada konuşmasına müdahale ediyorum: 

- "Geçmiş dönem Merkez Bankası Başkanıyla mı görüştün (çünkü emekli memurlar hep yaralı olur, memuriyetlerin kaybettikten sonra nedense günah çıkarırlar, hiç memleketini düşünüp "Ben yanmazsam, sen yanmazsan/memleket nasıl çıkar aydınlığa... mısralarını ŞAKIMAKTAN (!) İCRAAT KISMINI NİYE yapan olmaz.) 

-"Hayır" dedi, "şimdiki ile",

Gazetecilik tabiriyle işte en büyük haber bu dedim..

"Merkez Bankası Başkanı da itiraf ediyor, malumun ilanıdır bu"

 "BU KONU SENİ AŞAR, BAŞINA İŞ AÇAR.."

"Zaten memleketteki memur tipidir bu... Bu Genelkurmay, Başbakanlık, MİT dahil pek çok stratejik konumda çalışan me'mur için de geçerlidir. Bu yüzden hep garip, idealist bir sağdan bir soldan  gazetecilere "meselelerin künhünü"fısıldardar ama kendileri hep FİSKOS FİSKOSLARLAvicdanlarına geviş  getirtirler... 

Sonra o gazeteci ortadan kalkar, bu "NÜFUZLU FİSKOSCULAR" mezara kadar babaannelerinin eteklerinin altına saklanırlar..." 
gibi bir sürü söz söylüyorum... 

Sövmek haricinde daha ağırları da var, Maalesef..

"BAM TELİME" vurulmuş bir kere, ne yapayım yaralıyım...

 "Vallahi Billahi çok satılmış, çok da yetim bırakılmışız..." 

Nefsi/şahsi menfaatlere ve endişelere; vatanın, milletinin, yetimin, öksüzün, garibin hakkı zerre miskal feda edilmemiş... Oysa bulunulan konum, milletin, yetimin, öksüzün, garibin gurabanın kısacası üzerine alman gereken her kutsi-milli emanetin hakkını yedirmemek kendi menfaatini, şahsını, gerekirse aileni düşünmeyeceğin makamdır. Bu yüzden bu makamlar önce Cenab-ı Mevla'nın sonra vesile ettiği devlet ve milletin emanetidir.. 

Amaa, ALLAH var... 

Her hakkın ve adaletin hesabının sorulacağı "Keser döner sap döner gün gelir hesap döner" sözü gibi pek çok ispatlı-delilli atasözünün hatırlattığı kaderin aldığı acı bir intikam da var, mahşeri hayatta harıl harıl ısıtılan "HAMAM" da, AMAN da, KESE (!) de var...

- "Bak az evvel, Rothchild ailesini inceliyordum.. Parayı nasıl bu kadar yığmışlar diye İNCELEME YAPARKEN; tevafuk KIRIM HARBİ sırasında OSMANLI'ya verdikleri borçta gözüme çarptı. Şimdi aklıma gelenleri söylüyorum" 

DEYİP BİR ÇIRPIDA SIRALADIM:

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Duyun-u Umumiye borçları dahil, ödeyemediğimiz borçlara münhasıran borç aldığımız kişi ve şirketlere BU MERKEZ BANKASININ hisleri mi  VERİLDİ? 

Çünkü adamlar DEVLET İÇİNDE DEVLET.. Her hisseyi kabul ederler mi "ÇİFT SARILI YUMURTA"yı hep istemezler mi?.. 

Bu işte de bir HAYİM NAHUM (!) luk ayarlar olmasın sakın!..

Ve pek çok veri taşınmaya devam ediyor, örneğin:

Bir dönem Özal'a yakın çalışmış bir Başsavcı, bendenize:"TÜRKİYE'DE MÜKERRER PARA olayına dikkat et"demişti.. 

Yani aynı seri numarasından basılan/tekerrür para kayıtlara girmiyor. 

"Kaç kişi elindeki paranın seri numarasını karşılaştıracak aynı numarayı yakalayacak haliyle KAYIT DIŞI BU PARA kimlere gidiyor.." diyede eklemişti..

DENETLENEBİLİR HASSASİYETİMİZ/YETKİMİZ NE KADAR?.. 

Ben konuyla direkt veya endirekt bağlantılı ihtimalleri sıraladıktan sonra, arayan arkadaş; Aydın Üniversitesinden R. Kağan KURT dahil uluslararası para trafiğini takip eden pek çok finans uzmanına konuyu açtığını söyledi..

Ben de hayırlı bir konu üzerinde olduğunu değinerek ; Dünyayı yönetenlerin başında gelen, paranın güç olduğunu iyi anlamış olan baş -VAMPİR- Rothscild ailesinden Eşkenazi Yahudi’si Amschel Bauer Mayer bu konuda SÖYLEDİĞİ ŞU MÜTHİŞ SÖZÜ HATIRLATIYORUM:

 “Bir ulusun PARASININ DENETİMİ elimde olsun, onun KANUNLARINI KİMİN YAZDIĞINI umursamam artık." 

iŞTE, DİYORUM İŞE BU SÖZDEN ARAŞTIRMANI GENİŞLETMEYE BAŞLA...
BU TELEFON KONUŞMASI ÜZERİNE, son yazılanlardan istifade etmek için bir araştırma yaptığımda geçtiğimiz günlerde kutsal topraklarda Cumhurbaşkanı ve gelişmeleri izlerken vefat eden Gazeteci-Yazar Hasan KARAKAYA ağabeyin yazısı anında önüme geldi. Al bayrağı taşı dercesine, üstelik başka yazıya ihtiyaç bırakmadan..

 Rahmetli ağabeyimizle en son İLLUMİNATİ ile ilgili konuk olduğum TGRT Tv'de asansörden çıktığımda karşılaştım.. 

Adeta burun buruna geldik..  

Sarılıp, (haber sunucusu Mehmet AYDIN'a dönüp) bak sen gelmeden evvel Mehmet'e dedim ki: 

"Hakan bu konularda en iyimizdir..." 

 Yılllarca verdiğimiz Türkiye'de Petrol mücadelemizi de takdir edip defalarca köşesine taşıyan Hasan ağabeyle, yeni kitaplarımı kendisine ulaştırmamı rica edip vedalaşmıştık..

Bu arada Rahmetli Hasan ağabeyin ölümüyle ilgili ciddi bir otopsi yapıldı mı bilmiyorum..İçim bir türli rahat değil onu da hatırlatayım..

Hasan KARAKAYA ağabeyimizin PEK ÇOK HAKİKATİ ifade ve ima eden o yazısı:

                                                  ***
"PARADAKİ SIR ... NİYE "CUMHURİYETİ" DEĞİL DE "CUMHURİYET" ?!?

Bugün, hiç de “ilgim olmayan” bir konuya, evet “faiz” ve “para” meselesine girmek istiyorum... Girmek istiyorum, çünkü Başbakan Tayyip Erdoğan ile Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı arasındaki “faiz tartışması”nın kökü, hem “çok eskilere” hem de “çok derinlere” uzanıyor.